1.3.11

gün AYDINLIK olsun!

                          *

hiçbir vakit tam karanlık değil gece.


kendimde denemişim ben,

kulak ver, dinle.

her acının sonunda açık bir pencere vardır,

aydınlık bir pencere.

hayâl edilecek bir şey vardır,

yerine getirilecek istek,

doyurulacak açlık,

cömert bir yürek,

uzanmış açık bir el,

canlı canlı bakan gözler vardır.

bir hayat vardır, hayat,

bölüşülmeye hazır.

                  *
Paul Eluard
çeviri: A. Kadir

http://www.aydinlik.com.tr/


.

12.11.10

121110

121110



acebâ diyorum, benim bu rakamlara ve harflere olan düşkünlüğüm ne manaya (a'lar özellikle kalın okunacak) gelüüür?

evvel zaman içinde rakamlarla aram iyiydi, 9,5'den 10 alsam oturur ağlardım hırsımdan. şimdilerde faturaları bile yanlış hesapladığım oluyor, ee n'aparsın, kafa, kafa değil ki âdetâ kova! ne bulursa dolduruyor.

rakamlarla târif edemediğim bi bağ var aramızda, diyelim ki yatacakken saate baktım, saat  01:01, o âna kadar kaç kere saate bakmam gerektiği halde bakmamışım ve baktığım zamanda gördüğüm rakamlar ımm nasıl desem, tuhaf. oysa bir dakika önce ya da sonra baksam aynı etki olmayacak üzerimde.

az evvel bu yazıya başlamadan önce de aynı durum hâsıl oldu, takvime ilişti gözüm, anaaam ne göreyim! ileride bi anlamı olur belki diye yazmaya karar verdim. peki dün niye mi yazdım? ayol ben ne bileyim, ben mitayit miyim?

harflere gelinceee, yok en iyisi gelmeyelim şimdi, zâten bana gelenler gelmiş, püf!

haa bu arada 2012 ile ilgili bi takıntım yok, ben daha çok 2020 ile ilgileniyorum.


121110

11.11.10

öteleme

~

                       
dönüp dolaşıp başa sarmalar
sarmalar aklı sarar da yorar
yorar geçmişe sövüp saymalar
dönüp dolaşıp başa sarmalar
 
 
~

3.10.10

tâbe

/

bütün bildiklerimi o'ndan öğrenmiştim. dizine çöktüğümde boş bir saksıdan ibârettim; ''böylesi daha iyi'' demişti, ''dolu bir saksıya ne dikebilirim ki?''

değişen pek bir şey yok, saksı hâlâ boş. tek bilebildiğim; bilmenin önemi yok! maç 90 dakika, belki başlamadı daha, belki son dakikalar oynanıyor. hükmen gâlip başlayan da kim? hem kim oluyor da ahkâm kesiyor birileri, ilâhlık taslıyor?! üzgünüm, ben iflâh olmaz bir affediciyim. felâh ve aff, ne ironi ama.. yine hatalıyım gâlibâ, hatalıysam ne yapacağınız mâlûm. ;)                                                                                                                                                                                                                     

*





25.9.10

yeni kayıt

*


''başlık düşünmek istemiyorsan, hazıra konmaktan zarar gelmez'' demiş atalarımız. haftalardır yazı yazmamışım, sorun şu ki; klavyemde nokta ve iki nokta üstüste tuşu çalışmıyor. küçük kardeşim (26 yaşına girecek it, o denli küçük yâni!), ne halt yediyse bozmuş tuşu, tamirciye sordum 60 amerikan doları istedi tuş takımı için, e bende de tamirciye para kaptıracak göz yok, o hâlde kopyalayıp yapıştırmakla ne kadar zevkli yazılırsa o kadar zevk alarak yazıyorum şimdi bu satırları aha da nokta koyma zamânı geldi! hah hah haaa, kandırdııım kandırdııım, nokta koymamak için her türlü taklaya varım şu anda, bakalım nereye kadar, ıyyyy iki nokta koymak da mümkün olameyyo shit!

neyse işte, bi tuş takımına kızıp, edebiyâtımı bozacak  hâlim de yok di mi ama? peh peh peh!  pek edepliyimdir ayıptır söylemesi (bu cümlenin sonuna soru işâreti de konmaz şimdi, ümlem de fazla oldu yazının içinde sinir yaaa, virgül hiç uymaz, neyse yapıştırayım bi tâne daha bâri).

şimdilik aklıma yazacak bir şey gelmiyor, gelince yazarım, öptüm canlarım!   

- onların da çok umurundaydı senin yazıp yazmadığın, salak mıdır nedir!


*